Hollywood filmlerinde de  vampir konusu sık sık işlenmeye başlandı. Vampirlerin Amerika’daki yaşam yerlerini insanlar filmlerin yönlendirmesiyle New Orleans ve Las Vegas’ın güney kesimleri olarak görmeye başladılar.Vampirlerin kökeni Avrupa...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<<<GERİ DÖN


Çoğu insana göre vampirlerin varoluşu hakkındaki genel kanı 1930lu yıllardaki fantastik birkaç yapıttan birisi olan 1931 yapımı klasik, Bela Lugosi’nin bir vampiri canladırdığı “Drakula” filmiyle ortaya çıktığıdır. Bu filmin, akıllarda bıraktığı vampir imajı kültürlü, karizmatik, soylu sınıfında olan bir Batılı(Avrupalı)dır. Yine bu filme göre vampir, büyük, ihtişamlı & insanı huzursuz eden kasvetli bir şatoda yaşar. Şatoda gösterişli, olağanüstü güzellikte eşyalar vardır.

 

Ama filmde anlatılanlara ve gösterilenlere göre vampir Kont Drakula’nın beslenme şekli bir Batılı’dan farklıydı. Vampir Drakula, bir Batılı gibi şarap içmiyordu. Damak zevki oldukça farklıydı ve filmi izleyenleri etkileyen en önemli unsurlardan birisi şüphesiz buydu. Drakula’nın şarap yerine içtiği şey “Kan” dı. Bu da onu bizden tamamen ayırıyordu işte. Drakula’nın kan içmesini o zamanlardan itibaren şöyle yorumladılar: “Vampir, kendisi kana sahip olmadığından, hayatta kalmak için yaşayan canlılardan taze kan içmek zorundadır.” Sadece bir cümlelik bu yorum o zamanlardan itibaren, “Drakula” filmini izleyen insanların büyük kısmının vampirlerden etkilemesine yetti de arttı bile. Drakula filminin yankıları ve etkileri insanlar üzerinde sürerken, vampir kavramı gelişmeye devam etti. Vampir kavramının gördüğü ilgiden dolayı,...
DEVAM ET>>>