DEVAM ET>>>

SİYAH DÜNYA
I. Bölüm : Sessiz Yakarış
‘Küçük renkli benekler...Ne de güzel uçuşuyorlar öyle. Anneme söyleyeceğim bana bunların gerçeğini alsın.’ Yatağında uzanmış tavana bakan küçük çocuk bunları hayal ediyordu tam da o sırada. Aslına bakılırsa onları gerçek sanıyordu. Şimdi ise beneklerin birer kuşa dönüştüklerini izleyerek büyük keyif alıyordu.Ufacık şeylerle bile mutlu olmasını biliyordu Devrim. O kadar neşeli sevgi dolu bir çocuktu ki herkes onu görünce birden gülümserdi.Çevresine ışık saçıyordu adeta.

Birden kapı açıldı. İçeriye giren annesiydi. Devrim hemen annesine dönerek:
“Yavaş ol anne kuşlar korkup kaçacaklar şimdi!”dedi. Annesi: ”Kalkma vakti geldi küçük hayalperestim” dedi gülümseyerek. Devrim’in kafası karışmıştı hemen sordu:” Anne hayalperest ne demek?”
”Çok hayal kuran demek tatlım sende biliyorsun ki o söylediğin kuşlar senin yarattığın birer oyun” diye cevap verdi annesi. Devrim anlamıştı anlamasına ama o gördüklerinin hayal olup olmadığını bir türlü çıkaramıyordu. Küçük bir omuz silkme hareketiyle yataktan zıpladı ve içeri doğru yürümeye başladı. Henüz 6 yaşında bir çocuk olmasına rağmen etrafındaki her şeyden haberi vardı. Bir tek sorunu vardı neyin hayal neyin gerçek olduğunu ayırt edemiyordu. Ailesi bu sorununun henüz farkına varamamıştı. Ama zaten bu küçücük sorun ne kadar problem yaratabilirdi ki? O kadar ciddi problemlere yol açacaktı ki işte o zaman farkına varacaklardı ama her şey için çok geç olacaktı...

“Haydi dostum hediyelerini açsana!” Heyecanlı bir delikanlıydı bu sözlerin sahibi olan Özgen. O gün Devrim’in 15. yaş günü için bir kutlama yapılıyordu. O kadar yakışıklı bir genç olmuştu ki bütün kızlar peşindeydi adeta. Kumral teni ve şaşırtıcı derecedeki mavi gözleriyle herkesi kendine çekiyordu. Devrim yavaşça arkadaşına dönerek şu sözleri söyledi: ”Yapamam...O hediyeleri benden daha çok ihtiyacı olanlar var... Onlara vereceğim... Mesela beni her gün ziyaret eden 8 yaşındaki o küçük kız çocuğuna. Zavalının evi yok biliyor musunuz? Mutlaka görmüş olmalısınız her gün beni takip edip saat kulesinin yanında durdurur sohbet ederiz. Bir gün sizde vardınız görmemeniz mümkün değil?!” Endişeli bakışlarla etrafına