Büyük Tanrı Zeus; bereket ile özdeşleştirilmiş titan Kronus’un eşi Rheia’nın oğludur. Kronus her doğan çocuğunu yutar. Rheia, Zeus’u yutmaması için onu gizlice bir mağada doğurur. Daha sonra da bir kaya parçasını Zeus olarak gösterip Kronus’u kandırır. Zeus büyüdüğünde ortaya çıkar ve her doğan çocuğunu yutan babası Kronus’u yenerek kardeşleri Poseidon ve Hades’i kurtarır. Böylece Olimpos dağının kralı ve kural koyucusu olur. Zeus tüm gökyüzünün, şimşeklerin, gökgürültülerinin büyük Tanrısı’dır. Baş Tanrı olarak bilinir. Çoğu zaman Zeus elinde bir şimşekle simgelenir. Zeus’un en bilinen özelliklerinden birisi de herşeyi elde edebilecek güçte olmasıdır. Bu elde edebildiklerinin başında da şüphesiz kadınlar gelmektedir.
Zeus, ölümlü ve ölümsüz herkese aşık olabilmektedir. Bir gün ablası olan Hera’ya tutulur ve onunla evlenir. Hera’dan Hephaistos adında bir oğlu olur. Hephaistos çok yakışıklı olmayan, iki ayağı da topal bir Tanrı’dır. Hephaistos ateş Tanrısı’dır. Sönmüş bir yaradağ olarak da anılır. Bu yüzden bazıları onun yanardağın içinde çalıştığını sanmaktadır. Tanrılar için en güzel silahları üretmiştir. Hephasitos çirkin olmasına rağmen en sevilen Tanrı’dır. Hephasitos’un çirkin ve sakat olmasının nedeni iki şekilde açıklanmaktadır. Kimi rivayete göre bir gün Hera ile Zeus kavga ederken Hephaistos Hera’nın tarafını tuttuğu için Zeus ona kızmış ve onu Lemnos Adası’na fırlatarak cezalandırmış ve bu yüzden sakat kalmıştır.İkinci bir rivayete göre ise Hera, Hephaistos’u sakat doğurmuştur. Onun böyle doğmasından utanan Hera onu dağdan aşağı fırlatmıştır ve Hephaistos’u nereidler büyütmüştür. Zaten Hera ve Hephaistos birbirlerini hiç sevmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen bir gün Hephasitos da aşık olur. Hephaistos, güzellik ve aşk tanrıçası olan Aphodite’le evlenmek ister. Hephaistos ne kadar çirkinse Aphrodite de o kadar güzeldir. Aphrodite kızıl saçlarıyla şüphesiz en güzel Tanrıça’ydı. O kadar güzeldi ki çevresindeki herşey de onun kadar etkiyeyiciydi. Aphrodite insanların birbirlerine güzel yaklaşımlarda bulunmaları için onlara aşk iksiri damlatır, çevreyi güzelleştirmek için elinden geleni yapardı. Ama o tüm bu kusursuzluklarına rağmen dış görünüş olarak tam bir kusur abidesi olan Hephaistos ile evlenmiştir. Bu Aphrodite’in gerçek aşka ne kadar önem verdiğini gösterir. Ayrıca sanat ve aşkın kolkola olması gerektiğinin de bir kanıtıdır. Bana göre Aphrodite geçtiği her yeri güzelleştirir, rüzgarın güzel sesi nehirlerin üstünden geçer ve nehirlerin neşeyle kahkaha atmasına yol açar. Hephaistos’un güzelliği de Aphrodite’den gelmektedir. Şayet Aphrodite geçtiği her yeri güzelleştiriyor, aşk ve neşeyle dolduruyorsa;Hephaistos’u her gördüğünde de onun güzelleşmesini aşkla dolmasını sağlıyordu.