Güneş bulutların ardına saklanmıştı, üstüne bir de gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı ve bu yüzden sabah olduğu anlaşılmıyordu. Freud, gözlerini araladı ve yatağından kalkmadan eliyle perdeyi biraz itip gökyüzüne baktı. 'Daha sabaha çok var' diye geçirdi içinden. Çok dakik biriydi Freud, her sabah aynı saatte kalkar, hazırlanır ve köydeki küçük okuluna giderdi. Annesini ve babasını sabahları asla uyandırmazdı. Zaten her gün eve geç geliyorlardı. Sabahları tarlayla ilgilenip sonra da topladıkları ürünleri evlerinden çok uzakta bulunan Enmora şehrine götürüp orda satmaya uğraşırlardı. Sonrasında kendi elleriyle ağaç gövdelerinden yaptıkları kulübeye dönmeleri gece yarısını bulurdu. Bu yüzden Freud, ödevlerini, yemeğini, temizliğini uzun zamandır kendisi yapıyordu. Şu anda 12 yaşındaydı ve büyüyünce şifacı olmak isteyen bir çocuktu. Babasından aldığı simsiyah gözleri çok sağlıklı ve keskindi. Saçları köyde bulunan herkeste olduğu gibi sarı-kahverengi arası bir renk tonundaydı. Boyu yaşıtlarına göre biraz daha uzun ve omuzları ailesi evde yokken kendi kömürlerini taşıdığından ve oduncuda çalıştığından dolayı genişti. Geçimlerini sağlamalarını kolaylaştırmak için kendi parasını çıkarmak amacıyla okul bitiminden gün batımına kadar oduncuda çalışıyordu. Oduncu dükkanının sahibi Pierre henüz 30'larında yardımsever ve güçlü bir insandı. Mesleğinden dolayı gelişmiş kaslara sahipti. Eski bir savaşçıydı Pierre. Güçlü olduğu bir bakışta anlaşılırdı. Çocuğu olmadığı için Freud'u çok sever ve onun ailesinin işini bildiği ve Freud'un kendisini yalnız hissetmesini engellemek için ona bir baba şevkatiyle yaklaşırdı. Freud, Pierre'in mavi gözlerinde canayakın bir dost görürdü ve ona güvenirdi. Freud, Pierre’nin tek dostuydu. Ayrıca, dükkanın boş olduğu zamanlarda Pierre, Freud'a arkada bulunan bir odada nasıl savaşılması gerektiğini öğretirdi. Pierre, çok iyi bir eğitmendi ve Freud savaş tüyolarını, kılıç ve ok kullanmayı öğrenmekten çok zevk alıyordu. Bu yüzden her gün okul çıkışını dört gözle beklediğini itiraf edebilirdi.
Freud, tekrar uykusuna dönmüştü ama bir anda dış kapının tıklatılmasıyla uyandı. Kapıya babasının bakmasını bekliyordu ama kulübede herhangi bir hareket yoktu. Yatağından kalkıp anne ve babasının odasına baktı ama orda da kimse yoktu. Henüz gece yarısı-