<<<GERİ DÖN
DEVAM ET>>>

Fakat o dönemdeki insanlar bilgisizliklerinden dolayı bu hastalıkların varlığından haberdar olamazlardı elbette ki. Katelepsi diye adlandırılan bir başka hastalık türü ise vampirizm vakalarında yapılan hatalarda görülen bir başka hastalık türüdür. Bu hastalıkta hasta kendiliğinden hareket etme yeteneğini yitirerek bir kez aldığı duruşu değiştirememesi ve bazen tam olarak edilgen duruma gelmesidir. İlginç olan hastanın, normal bir insanın rahatsız olacağı konumlarda hareketsiz olarak uzun süre kol ve bacaklarını tutabilmesidir. Bu da tarihte bazı insanların nasıl diri diri gömüldüğüne ilişkin bir neden sayılabilir. Duyma ve görme yeteneğine sahip olan çevresindeki olanları algılayabilir ve bilinci yerindedir. Kaslarını hareket ettiremediği için yardım çağrısı yapması imkansızdır. Bu psikomotor hastalık vampirizm ile ilgili yaratılan kafa karışıklığına ve insanların vaktinden önce kefen giymesine dair ciddi bir analiz ve hayal gücü üretmemize yardımcı olacaktır. Ortaçağ Karanlığında bu tür belirtiler gösteren insanlardan korkan halk onların vampir olduğunu ve derhal gömülmesini talep etmiştir. Bu hastalıklar gibi bir çok başka kan hastalıkları ya da fiziksel veya mental rahatsızlık gösteren insanlar vampir veya şeytan özelliklerine sahip oldukları için yargılandılar. Derisi bozulan veya gitgide çirkinleşenlerin de ilkel  insanlar tarafından vampir olduklarına inanılırdı. Böyle bir ortamda hayali olarak yaratılan Dracula’nın hayli gerçekçi durması kaçınılmazdı tabiki. Artık gerçek Dracula’nın hikayesine geçebiliriz.

Dracula, tamamen yüzyıllar önce yaşamış Vlad Tepes’in fantastik bir yansıması olarak kabul edilmektedir vampirlere inanmayanlarca.

Vlad Tepes Orta Romanya’da Sighishoara denilen bir kasabada doğmuştur. Babası Vlad Dracul çok güçlü ve acımasız bir şovalyeydi. Dracul ise Romence’de şeytan anlamına gelmektedir. Buradan Şovalye Vlad’den ne kadar çok korkulduğunu anlayabilmekteyiz. Vladislav giriştiği savaşlarda tıpkı kalkanında bulunan ejderha figürü gibi alev saçarak yüzlerce kafa uçururdu. Buna rağmen oğlu doğduğunda sevinçten çılgına döndü ve tüm huylarını değiştirerek iyi kalpli, yumuşak bir baba oldu. Daha sora Vladislav oğlunu el bebek gül bebek büyütürken ve tüm masrafları onun için yaparken bir gün Osmanlı Ordusu Romenlerin Wallachia olarak adlandırdığı bölgeyi istila ederek Eflak ve Boğdan olarak kendilerine bağladılar. Bu olaydan sonra Vlad zorunlu olarak o dönem Osmanlı’nın başkenti olan