DM, Dungeon Master’in kısaltılmış halidir bildiğiniz üzere. Eğer hala DM’in açılımının ne olduğunu bilmeyen varsa buradan bunun hatırlatmasını son kez olmak üzere yapıyorum. Dungeon Master’lık yani kısaltılmışıyla DM’lik hakkında en önemli konuların başında gelen şey iyi bir Fantasy Role Playing oyuncusunun her zaman iyi bir Dungeon Master olamayacağıdır. Dungeon Master olmanın temel koşulu, engin bir hayal gücüdür. Asla sabit fikirli & dar görüşlü insanlardan DM olmaz demiyorum, dar görüşlü ve sabit fikirli insanlardan adam gibi adam DM olmaz. Çünkü DM, yarattığı diyarlar ve oyun düzenleriyle, yeni başlayan FRP’cilerin bile üzerinde farklı, tutkulu ve sürükleyici hava yaratabilmelidir. Bu sadece iyi bir DM’in yapabileceği bir şeydir. DM, oyunu kurgularken her şeyi en küçük ayrıntısına kadar tasarlayabileceği derin bir hayal gücüne sahip olmalıdır. “FRP’yi her zaman detaylar eğlenceli kılar.” Pasif ilkesinden ödün vermeden her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünebilmelidir.
Başarılı bir DM’in diğer bir özelliği ise olayları anlatımıdır. DM olayları anlatırken ne kadar etkileyici olursa, PC yani Player Character oyuna o kadar konsantre olur. DM, bir olayı anlatırken PC’yi öyle etkileyebilmelidir ki, “Kenya kuzey kutbundadır ve kenyada kutup ayıları ile penguenler çiftleşir” gibisinden bir cümle kurduğunda PC bir an için duraklayıp “Kenya Afrika’da değil miydi? Anaaaa bugüne kadar bizi yemişler laan” diyebilmelidir. DM, PC ile asla göz temasını kaçırmamalıdır. Çünkü göz teması olduğu sürece oyuncuyu etkileme oranı her zaman çok yüksektir. DM, oyuncuyu etkisi altında tutarken bir şeyi asla atlamamalıdır : ne yaparsa yapsın oyuncunun iradesine ve hayal gücüne müdahale etmemelidir. Çünkü DM’in, PC’nin hayal gücüne müdahale ettiği yerde oyun kalitesini yitirir. Oyuncuyu etkisi altında tutarken de asla sıkmamalıdır. Oyuncu kendini rahat hissetmelidir. Hayal gücünü sonuna kadar kullanabilmeli ancak buna rağmen oyun içerisinde kurallar dahilinde sınırlarını bilmelidir.